Bilim

Karadeliklerin Sırlarının Çözülmesine Daha da Yaklaşıldı

Evreni en küçük ve en büyük ölçeklerde tanımlayan denklemler (en küçük esas parçacıkların nasıl dans ettiklerini, kozmosun zaman-mekan düzleminin nasıl büküldüğünü, v.b.) belirli koşular altındaki belirli parçacıkların rakamlarında kısmi bir uyuşmazlık öngörüsünde bulunuyorlar.

Fakat fizikçiler hala bu fenomeni gözlemleyebilmiş değiller. Söz konusu sapma, uzay-zaman düzleminin bükülmesinin yüksek seviyelerde olmadığı zamanlarda (örneğin bir siyah deliğe yakın olunduğu zamanlarda ya da Big Bang’den sonraki anda) göz ardı edilebilir özellikte.

Bu tesir siyah deliklerde gözlemlenemediği için, daha yakın bir yerde gözlemlenmesi gerekliliği doğdu. Bu amaçla devinim eden uluslar arası bir ekip Zürih’te küçük bir metalik şeridin özelliklerini test ediyor.

IBM’in Zürih binasında görev yapan Johannes Gooth “Bu etkiyi şimdiye değin test etmenin bir yolu yoktu” diyor.

IBM’in gerçekleştirdiği bu deneyde siyah delikler, hatta yer çekimi bile söz konusu değil. Bunun yerine ‘Weyl yarı-metalleri’ olarak bilinen egzotik materyallerin sunduğu avantajdan faydalanılıyor. Birkaç sene önce üretilen  misli Weyl yarı metali, IBM’in çalışmasına zemin hazırlamış.

Yarı-iletken şeridi içerisindeki elektronların hareketleri, özgün ‘karma eksen-gravitasyon anomalisi’nde olduğu gibi, temelde aynı uzay-zaman bükülmesiyle yönlendirilirler.

Söz konusu bu gelişme, transistorün keşfinin bilgisayar çiplerinin yapımına yol açtığı gibi, elektronikte benzeri pratik kullanımlara imkan sağlayabilir.

IBM’de fizikçi olarak çalışan Bernd Gotsmann “Bu olay, yeni bir şeye kapı açabilir” diyor. Firma, var anomalinin atık ısıdan elektrik üretiminde ve farklı maksatlarda nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.

Gravitasyonel anomali (çekimsel sapma), pion olarak adlandırılan ve ziya hızına yakın devinim eden parçacıkların, çekim gücünü taşıyan esas parçacıklar olan gravitonlara nasıl dönüştüklerini açıklayan denklemlerle ortaya çıktı.

Fizik kanunları normalde pionların bu şekilde dönüşümlerine ruhsat vermez.

Fakat Einstein’ın umumi izafiyet teorisi dahilinde uzay-zaman kıvrılması, bu dönüşümün gerçekleşmesine yol açacak dengeyi oluşturabilir.

Bir pion, proton ve nötronları oluşturan bir kuark ve kuarkın karşı madde eşdeğeri olan antikuark olmak üzere iki küçük parçayı ihtiva eder.

Kuark ve antikuarkları da içeren bir çok esas parçacık, uzayda gezinirlerken kendi eksenleri etrafında dönen oklar olarak düşünülebilirler. Saat yönünde dönebildikleri gibi, saatin ters yönünde de dönebilirler.

Fakat, uzay-zaman bükülmesinden kaynaklanan aykırılık, saat yönündeki dönmeyi tersi yöne, ya da tam tersi şekilde art döndürebilir. Böylece diğerinden daha çok sayıda parçacık bir yönde dönmeye başlar.

Bu vaziyet fiziğin koyduğu yasağı delerek, pion-graviton dönüşümünün gerçekleşmesini sağlar.

Fakat bu şimdilik imkansız bir deney. Fizikçiler henüz tekil bir graviton bulamadılar.

İspanya Teorik Fizik Enstitüsü’nde görevli bir öbür fizikçi “Bu şeyi hiç tespit edemeyebiliriz de” diyor.

Bu denklemler aynı zamanda maddenin elektronik özelliklerini inceleyen misli hal fizikçilerinin de alaka odağı olmaya başladı.

Bu deneyde keşfedilen Weyl yarı-metalinde söz konusu olan bir sıcaklık farkı, uzay-zaman bükülmesiyle ve aynı zamanda elektronları karşıt spinlere dönüştüren manyetik alanla eş özellik taşıyor.

Dr. Gooth “Artık tüm bu kavramlar masa üzerinde yapılan bir deneyde kullanılır hale geldiler” diyor.

Dr. Landsteiner yarı metaldeki elektronların hareketinin, ışığın dahi kaçamadığı çok güçlü çekim etkisinin olduğu bir siyah deliğin sınırlarındaki maddenin davranışıyla oldukça benzeştiğini söyledi.

Söz konusu aykırılık, yarı-metal şeridin sıcak kenarından soğuk kenarına doğru devinim eden tek spinli elektronların sayısının artışına sebep olarak, akımı üretiyor.

Bu tecrübe aynı zamanda fizikçilerin, evrendeki öbür güçleri tanımlayan fizik yasalarından oluşan ‘Standart Model’e bağlamak için kullandıkları ezoterik matematiğin bir dalı olan ‘sicim teorisi’ için de bir başarı anlamına geliyor. Zira sicim teorisi test edilemez öngörülerde bulunduğu için artık pek kullanılmaz oldu.

Dr. Landsteiner sicim teorisinin ön görülen anomaliyi hesaplamak için kullanıldığını söylüyor. “Bu deneyle sicim teorisi gerçek fiziğin icra edilmesi için kullanılacak somut bir araç haline dönüşüyor. Tüm bunların bir araya gelerek işe fayda hale gelmeleri, somut düzlemde elektrik akımı gibi bir şeye dönüştürülebilecek olmalarına ben bile inanamıyorum” diyor.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN ÇOK OKUNAN 10 YAZI

Quis autem vel eum iure reprehenderit qui in ea voluptate velit esse quam nihil molestiae consequatur, vel illum qui dolorem?

Temporibus autem quibusdam et aut officiis debitis aut rerum necessitatibus saepe eveniet.

Copyright © 2017 AndroidHocam.Com

To Top